diyorum.com bir şeyler demek için gerekli aparat. Eğer diyorum.com‘a bir yazı gönderiyorsanız gerçekten bir şey diyor olmalısınız. Dediğiniz şey, bir ürünle, bir olayla, bir etkinlikle, ilişkilerle, yenilikle, ekonomiyle ya da bambaşka bir şeyle ilgili olabilir. Ancak en önemli husus, konuya kendinizden ne kattığınızdır.


Yazı Gönder

Son Yazılar

İlgilenenler için Photoshop başlangıç kısayolları

Az önce öğrencime gönderdim… Kesin burda da birilerinin işine yarar.
Apple için olanları ve daha ayrıntılı kısayolları da daha sonra göndereceğim.

(more…)

Ayva İni Mağarası

diyorum.com ekibi olarak 24 Haziran Pazar Günü Ayva İni Mağarası’na fotoğraf çekim gezisi düzenleyeceğimizi sitemizden duyurmuştuk. Ancak hava sıcaklıkları yürüyüş koşullarına göre sağlık sorunları yaratabileceğinden gezimizi ileri bir tarihe erteleme kararı almıştık. Son anda ise katılımda bulunmak isteyen arkadaşlarımızdan gelen yoğun istek üzerine cep telefonu numaralarını bırakan arkadaşlara ulaşarak, bir anlamda spontane bir gelişmeyle pazar sabahı buluşmak üzere anlaştık. Ve kararlaştırdığımız buluşma yerinden 7 kişilik bir ekiple yola çıktık.
Güzel manzaralı rotamızda yavaş yavaş ilerleyerek, yaklaşık bir saatlik yolculuktan sonra kahvaltı yapacağımız tepeye ulaştık. Çantalarımızda getirdiğimiz malzemelerimizle Apolyont (Uluabat) Gölü manzarasına karşı kahvaltımızı yaparak molamızı tamamladık. Ve yaklaşık 15 dakikalık araba yolculuğundan sonra Ayva İni Mağarası’nın bulunduğu Ayva Köyü’ne ulaştık. Araçlardan inip hafif eğimli patika yolumuzu tırmanmaya başladık.

Rehber olarak en önden bir hışımla patikaya tırmanmaya başladıktan sonra, bu sıcak havalardan nasibimi alarak yürüyüşün daha onuncu dakikasında, bulduğum ilk taşa çökerek, yığıldım. Ama hakkımı vermem gerekir ki, sırtımda 7 kişilik yiyecek taşıyordum. Arkamdan gelen katılımcılar beni örnek aldıkları için onlar da yığılmak istediler ama mola yerimiz (zoraki mola yeri) tehlikeli bir yamaç olduğu için hemen devam etmemiz gerekiyordu. Solungaçlarımın çıktığını hissettiğim bir an gövdemi yerden kaldırdım ve yola devam ettik. Artık dağ yamacına vardığımız için patika yolumuz son buldu ve kayalara tutunarak, ki burda kayalar tek yaşam güvencemizdi, aşağıdan gören bir kişinin kayalara yapışmış 7 kişi görüntüsü eşliğinde ilerledik ve mağara girişine ulaştık.

Mağaraya vardığımızda çok soğuk bir hava akımı karşıladı bizi. Vücudumuzda gerek sıcaktan gerek ise tırmanış sırasındaki korkudan kuru bir yer yoktu. Ve o soğuk hava akımı karşısında hasta olma ihtimalimiz büyüktü. Hemen güneşe kaçtık. Evet şehirdekiler güneşten kaçarken biz gölgeden kaçıyorduk.

Soluklandıktan sonra mağaranın içerisine girmeye başladık. Sarkıt ve dikitlerden oluşan mağara yüzeyi gerçekten olağanüstüydü. Şaşkınlıkla ilerlediğimiz mağarada artık ışık diye bir şey kalmamıştı ve tamamen zifiri bir karanlık kucakladı bizi. El fenerlerimizi kullanarak, dikkatli adımlarla maceramıza devam ettik. Mağaranın tavanından damlayan su damlalarının oluşturduğu sarkıtlar, düştükleri noktalarda oluşan dikitler gerçekten görmeye değerdi. Ve birkaç su damlasını avucumuza damlatarak milyonlarca yıldan beri oluşan bu dengeyi değiştirmek, insanların doğaya karşı acımasızlığını bir kez daha hatırlattı bize. Ufak bir su damlasının bile neler oluşturabileceğini görmek ve aslında doğanın bizden daha güçlü olduğunu gözlemlemek hepimize bir dersti.

Artık çok üşümüştük, ama doğa ananın kollarından ayrılmak istemiyorduk. Yavaş ve yine dikkatli adımlarla mağara çıkışına doğru ilerlerken, bir arkadaşımızın, eşgalini tespit edemediğimiz bir böcek tarafından ısırılması nedeniyle adımlarımız hızlandı. Su başlangıcına kadar 20 dakikada ilerlediğimiz yolu 5 dakikada dönen ısırılan arkadaşın feryatları eşliğinde biz de ısıran hayvanı bulmak için kriminal bir araştırma başlattık. İlk önce örümcek sandığımız daha sonra akrep olabileceğine kanaat getirdiğimiz böceğin aslında farklı bir arı türü olduğunu tespit ettik. Ve ne olur ne olmaz diye arıyı bir su şişesinin içine koyarak biz de mağaradan çıktık.

Hem dinlenme hem de karnımızı doyurma amacıyla ufak bir piknik yaptık. Daha fazla soğuğa dayanamayıp “-Gölyazı’na gidip sıcak bir çay içsek ne güzel olur.” düşüncesi gark oldu ve inişe başladık. Aşağıda bizi bekleyen arabalarımızın eridiğini görmek ilk önce bizi korkutsa da soğuktan titreyen vücutlarımız buna çok sevinmişti. Apolyont (Uluabat) Gölü etrafında yine keyifli bir yolculuk sonrasında biraz da Gölyazı’nda gezerek fotoğraf çekim gezimizi tamamlamış olduk.

Başka bir gezimizde tekrar görüşmek üzere, katılan arkadaşlarımıza teşekkürler sunarak sizleri fotoğraflarla başbaşa bırakıyoruz…

p6242194.jpg

Patronlara Duyurulur

Ya biz gündüz değil de gece çalışsak diyorum. Yani sabah 9 da değil de, akşam 9 da işe gelsek diyorum.

Gün ışığından yararlanmak için gündüz çalışıyoruz biliyorum ama azalan verimimiz nedeniyle zaten geç saatlere kadar mesai yapmak zorunda kalıyoruz. Biyoritmimiz akşam serinliğinde normal hale gelebiliyor. Gece çalıştığımızda daha fazla elektrik harcayacağımız için küresel ısınmayı hızlandırabiliriz. Ama size söz sadece monitörümün ışığından faydalanacağım. Yeter ki gece çalışalım, gündüz kullandığımdan daha az elektrik harcayacağım; söz veriyorum.

Ey patron; bir taşla iki kuş vuracaksın diyorum.

Bütün Zamanların En İyi 100 Filmi

100 film olunca abartmışlar, arada en iyiler sıralamasına girmeyecek filmler de var, Pamuk Prenses ve Yedi Cücesi gibi…
İncelemesi keyifli geldi, enteresan afişler de var, oldum olası afiş incelemeye bayılırım. SINGING IN THE RAIN mesela afişiyle yetiyor zaten.

Bursa festivali mi? Protokol eğlencesi mi?

46 yıldır yapılan Bursa Festivali‘ne katılanınız oldu mu hiç? Çok azdır, çünkü hiçbir zaman bilet bulamazsınız. Biletlerin satışa sunulduğu gün bittiği söylenir. Ama kim alır bu biletleri bilinmez. Eğer belediyeden, Tayyere kültür merkezinden bir tanıdığınız yoksa bilet almanız mümkün değil. Zaten 2 milyonluk şehirde 46 yılda 480 bin kişinin katılımı olmuş. Yani her yıl 10 bin kişi izliyor. En az 10 gün sürdüğünü varsayarsak 1000 kişilik bir grup kendi kendine festival yapıyor. Zaten bu bin kişinin 250 kişisi protokol, geri kalan ise eş, dost. Festival denince akla geniş katılımlar ve halka açık organizasyonlar geliyor. Fakat Bursa Festivali’nin böyle bir özelliği yok. Katılmak isterseniz bilet yok. Küçücük bir açık hava tiyatrosuna sıkışmış bir etkinliğe festival denmez.

Karma Fotoğraf Slaytı

Merhaba Arkadaşlar doğa bizlerin vazgeçilmezi olarak ilk sırada, ikinci olarak da fotoğraf geliyor bunlar ayrılmaz ikili, doğa ve fotoğraf. Ben de bir doğa aşığı olarak belli zamanlarda doğa yürüyüşlerinden edindiğim birikimlerden bir bölümünü slayt gösterisi olarak hazırladım sizlerin beğenisine sunuyorum.

Selamlar, sevgiler..

Orhan Turhan Karma Fotoğraf Slaytı


Sıcağı Sıcağına Fotoğraf

Bugün saat 13:11′de yani tam yarım saat önce ne yazık ki dışarı çıkmak zorunda kaldım. Arabama bindiğimde bir de ne göreyim; dışarısı 44 derece! Burası Bursa ve tarih 23 haziran. Güney nasıl acaba şu anda? İzmir? Muğla? Antalya? Kıbrıs?
Buyrun bu da kanıtı;

p6232162.jpg

Tatilcilere büyük kolaylık; Rota Bulma Uygulaması

Mercedes-Benz Türkiye Rota Uygulaması ile gideceğiniz yeri yazarak en az yakıt sarfiyatı ile, en kısa yolla nasıl gidebilceğinizi bulabiliyorsunuz. Güzergahı seçtiğinizde ana noktalara varış zamanlarını da görmeniz mümkün.

türkiye haritası rota tespit

Bir Mercedes’imiz olmasa da sistemi kullanmamıza bir engel yok.

NTV Türk Mucit Yarışmasında Şike mi var?

NTV Türk mucit yarışması

Haftalardır süren Türk Mucit yarışmasının finali dün gece yapıldı. Yarışmada öyle bir olay yaşandı ki yarışmanın birincisi gecenin başında belliydi.

bol balık

Program başladığında her şey normaldi. Fakat seyircilerin sms ile nasıl oy vereceğini anlatan jenerikler dönmeye başlayınca işin boyutu değişti. Görüntüde yarışmacıların numaraları hızlı hızlı dönerken (101, 102, 103…..) nasıl sms gönderileceği anlatılıyordu. Buraya kadar bir sorun yok. Ama jenereğin sonuna gelindiğinde hızlı hızlı dönen rakamlar duruyordu ve 3 saniye sessiz sedasız donan görüntüye bakmak zorunda kaldık. Bu 3 saniye boyunca hangi numara ekranda donakaldı dersiniz? 106. Yani yarışmayı kazanan İskender Aruoba‘nın numarası. Program boyunca en az 10 kere gösterilen bu jenerikle İskender Aruoba bilinçli bir şekilde birinci yapıldı. Bu aslında reklamlarda da yapılan “Bilinç Altına Mesaj” gönderme işleminin açık ve seçik yapılmış hali. Subliminal olarak adlandırılan bu işlemle reklamı izleyenler reklamın ana mesajanın yanında bu bilinç altı mesajı da algılarlar. Reklam, kişiyi ürüne (burada mesaj atmaya) yönlendirirken, bilinç altı mesaj da kesin bir kabullenmeye ve satın almaya (burada oy verilecek kişiye) yönlendirir.

Hulusi dericiBelki de jeneriği hazırlayan acemi animasyoncunun ya da yayını hazırlayan teknik ekibin bir hatasıdır diyecek oluyor insan. Ama NTV gibi bir kanalda bu hatayı fark edecek onlarca insan vardır. NTV’de kimse yoksa yılların reklamcısı Hulusi Derici bunu farkedebilecek ve engeleyecek bir adamdır. Yayın sırasında nasıl bir jenerik döndüğünü görmediğinden müdahale edemedi.

Zaten yarışmanın sonunda Hulusi Derici ve Alphan Manas neye uğradıklarını şaşırdılar. Mucitlik adına hiçbir değeri olmayan, sadece çevreci özelliklerinden dolayı finale kadar gelen projenin - ürün bile değil sadece proje - birinci olması hem de halk oylarıyla birinci olması herkesi şaşırttı. İskender Bey’in Bol balık projesine oy verenlerin bile şaşırdığına eminim. Çünkü onlar da bilinçsiz bir şekilde verdikleri oyların kurbanı oldular.
Ayrıca Dünya’nın bir çok yerinde Subliminal yasak ve suç sayılıyor.

360 Derece (Panorama Fotoğraflar)

panorama1.jpg

panorama2.jpg

360 Derece fotoğraflar konusunda yeni sayılırım. Şimdilik kendi çekip / yaptığım iki adet panoramik fotoğrafımı sizlerin beğenisine sunuyorum. Yorumlarınızı bekliyorum…


Page 34 of 38« First...«3233343536»...Last »