diyorum.com bir şeyler demek için gerekli aparat. Eğer diyorum.com‘a bir yazı gönderiyorsanız gerçekten bir şey diyor olmalısınız. Dediğiniz şey, bir ürünle, bir olayla, bir etkinlikle, ilişkilerle, yenilikle, ekonomiyle ya da bambaşka bir şeyle ilgili olabilir. Ancak en önemli husus, konuya kendinizden ne kattığınızdır.


Yazı Gönder

Son Yazılar

İŞTE ÖYLE BİR ŞEY

Yakın geçmiş bu, önce bunu belirteyim hem de çok yakın. Biz erkeklerin çoğunun futbolla alakası vardır, ama bazıları bunu fanatikliğe, holiganlığa dökerken kimileri ise zevk duyar izlemekten, belki oynamaktan da. herkesin kendince futbol bilgisi vardır, hele erkeklerin. Ben sadece hatırladığım kadarıyla aklıma gelen, her zaman sporun güzelliğini hatırlatan ve sporla olan ilişkimin iyi ki var olduğunu düşündüren o günü kendi perspektifimden aktaracağım: Bir yıl öncesiydi yaklaşık olarak. Öğrenciliğimin son yılı idi, ilk olarak Meksika’ya karşı izlemiştim o güzel futbolu. Yerden, tek pas, tık tık, şiir gibi top oynuyordu gençler. Helal olsundu. Ama esas konu bu değil, ben 17 yaşaltı milli takımımızın böyle oynadığını görünce ve daha sonra brezilya ile oynayacağımız yarı final maçını ntv’nin sabaha karşı 03.te yayınlayacağını duyunca saati kurdum kalkarım diye. Zira eğer saati kurmazsam ve o saate kadar oturup maçı izlemeye başlarsam ilk dakikalarda uykuya dalacağımı biliyordum. Çok enteresandı bakınca aslında, çoluk çocuk için saati kuruyorum, uykumu bölüyorum,ne için?

Maç izlemek için. Birçok insana göre aptallık, hatta eziyet; ama bana göre değil işte, bu; heyecan, sevgi, stres atmak, deşarj olmak. O sabaha karşı izlemeye başladım maçı ve ilk dakikalarda goller geldi Brezilya’dan iyi de oynamamıza rağmen üstelik. İlk yarıda 3-0 yenik duruma düşmüştük. Şans, kaleci hatası, demoralize olmak bir anda, genç yaşın verdiği heyecan gibi faktörlerden belki bu duruma geldi ilk yarı ve hatta ilk yarının sonunda kırmızı kart gördü kaptan. Adını hatırlayamıyorum şu anda Ergün olabilir, 4 numaraydı, defanstı, Galatasaray altyapısındaydı galiba. Yani ilk yarıya bakalım, 3-0 yenik durumda oluşumuz yetmezmiş gibi bir kişi eksilerek soyunma odasına gidiyoruz. Böyle bir durumda en büyüğü 17 yaşında olan çocuklardan ne beklersiniz ki? Herkes bu durumdan sonra “off ya şu işe bak biz saati kurup kalkıyoruz olaya bak. Çoluk çocuk için bunu yapmaya gerek var mıydı?” der ve yatmaya gider. Devre arasında dişimi fırçalamaya gittiğimde düşündüm 3-0 yeniğiz hem de on kişi kaldık nasıl dönebilir ki bu maç, imkansız dedim ben de ama bir şey durduruyordu beni işte. Asla yatmayı düşünmedim. Ne olursa olsun izleyeceğim bu maçı dedim. Ve içeri gittim ikinci yarı başladığında hemen gol bulduk Caner Erkin ile. İlk yarıda kaçırdığı inanılmaz golü bu kez affetmemişti. Sonra bir gol daha bulduk. Ulan valla helal olsun ya derken bir tane daha gelsin nolur düşüncesine gark olmuştum. Sonra Nuri Şahin sol kanatta topla buluştu taç çizgisi ile onların ceza sahası arasında bir yerlerde, topu aldı ilerledi çalımlarla Güntekin Onay, Nuri diyordu, ben hadi diyordum, Nuri o anda bir orta kesti zannettik biz Güntekin Onay’la, Güntekin; “Nuri, içeri doğru…” dedi kaldı ben durdum, top döndü, döndü ve içeri aşırtma girdi. Ben sabahın körü bile olmayışına aldırmayarak bağırıyordum, içerde uyuyan ev arkadaşım sonradan anlattığına göre o anda benim uykumda bağırdığımı sanmış.O anda uykumda olmadığıma dua ediyorum ben. İşte sporun güzelliği bu. Gerisi mi, maçın sonucu mu ? Bence bunlar önemli değil iş o raddeye geldikten sonra. Evet ben de çok üzüldüm yenildiğimize, gözlerim doldu sonra ama gözlerimin doluşu sporun güzelliğini bana günün o saatinde Peru’da hatırlatan çocukları düşündüğümde oldu, yenildiğimiz için değil. Peru’daki insanlar bu çoluk çocuk olarak addedilenler için Türkiye diye bağırıyorlardı tribünde. Tamam Brezilya’yı sevmediklerini biliyorum ama bence ilk sebepleri futbolu güzel oynayan Türkler içindi. Oturup ağlamayan çocuklar içindi, mücadele eden çocuklar içindi, hiçbir zaman yenilgiyi kabul etmeyenler içindi, bırakmayanlar içindi, asıl sebepleri buydu Perulular’ın. Futbolcularımızın yenildiklerinde ağlayışlarını görenler görmeyenlere anlatmasınlar. Çünkü anlatamazlar. En sevdiği birini kaybedince böyle ağlar insan belki ancak. Bu aşktır işte bana kalırsa.

21-22 Haziran tarihleri arasında kredi kartı kullanmayalım diyorum.com

KREDİ KARTI BOYKOTU!

Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER), ülke çapında 21-22 Haziran tarihleri arasında kredi kartı kullanmayacaklarını açıkladı.


Tüketiciyi Koruma Derneği (TÜKODER) Başkanı Ali Er, ülke çapında 21-22 Haziran tarihleri arasında kredi kartı kullanmayacaklarını açıklayarak, Yasadan yana değil, bankalardan yani paranın padişahlığından yana tavır alan BDDKya, tüketicilerin sorunlarına sahip çıkmayan siyasi partilere bir kez daha hatırlatmak için 2 gün kredi kartı kullanmayacağız ve kredi kartıyla alışveriş yapmayacağız dedi.
TÜKODER Genel Başkanı Ali Er yaptığı yazılı açıklamada, TÜKODER ve Tüketici Dernekleri Federasyonu (TÜDEF) ile birlikte ülke çapında iki günlük kredi kartı boykotuna tüm tüketicileri aktif olarak katılmaya çağırdı.
Tüketicilerin yasaya rağmen bankalarca soyulmaya devam ettiğine dikkat çeken Er, Bankalar, sözleşmesi olmayan, sözleşmesinde yıllık aidat ücreti yazan veya yazmayan, ya da maaş çekmek için zorunlu kart hamili olan tüm tüketicilerden zorla yıllık kart ücreti adı altında para kesmeye yani soyguna devam ediyor dedi.

BANKALARIN HAKSIZ KAZANCI 6 MİLYAR YTL

Bir kartın yıllık ortalama aidatının yaklaşık 30 milyon olduğuna dikkat çeken Er, kart sayısının ise 32 milyon 500 bine ulaştığını kaydetti.
Er, bankaların yıllık kart ücretinden haksız kazançlarının 975 milyon YTL olduğuna işaret ederek, yine bankaların banka mevduat hesaplarından kestikleri yıllık işlem bedeli 50-60 milyon YTL arasındadır. Bankalarda 80 milyonun üzerinde hesap bulunmaktadır.
Bu kalemde de bankaların tüketicilerde yasa dışı zorla aldıkları para 5 milyar YTLdir.
Her yıl tüketiciler bankalara haksız ve zorla 6 milyar YTL ödüyor diye konuştu.
Bankalardan yıllık kart ücretini geri talep eden tüketici sayısının yüzde 5 civarında olduğunu vurgulayan Er, kalanlarından ya bu konuda haberi olmadığını ya da zorla alındığından habersiz olduğunu kaydetti.

SORUNLARINIZA SAHİP ÇIKMAYAN PARTİLERE OY VERMEYİN

Yasalara saygılı her kurum gibi bankaların da haksız ve yasal olmayan bu soygundan vazgeçeceğine soyguna devam ettiğini ifade eden Er, şöyle konuştu:
İktidarından muhalefetine hiçbir siyasi parti tüketicilerin sorunlarına çözüm önerisi sunmuyor. Daha doğrusu tüketicilerin sorunlarını görmüyor bile. Tüketicilere sesleniyoruz. Sorunlarınızı görmeyen siyasi partileri siz de görmeyin. Sorunlarınıza sahip çıkmayan partilere 22 Temmuzda oy vermeyin.

Türkiyenin etkili ve yetkili kurumlarını bir kez daha görevlerini yapmaya davet ettiklerini belirten Er, Her gün defalarca izlediğimiz, harcadıkça kazandıran kart, her gün binlerce çip para armağanı, para puanlar, bonus paraların dağıtılmasının altında yatan elem gerçek kredi kartı pazarının ne kadar karlı bir pazar olduğunun açık kanıtıdır dedi.

BDDK, PARANIN PADİŞAHLIĞINDAN YANA TAVIR ALIYOR

BDDKnın kanayan bu yaraya ilaç olması gerektiğinin altını çizen Er, açık yasal durum karşısında bankaları haksız kazanç nedeniyle BDDKnın uyarması gerektiğini söyledi. Oysa, BDDK ile Tüketicinin ve Rekabetin Korunması Genel Müdürlüğünün ikinci bir bankalar birliği gibi soygunu seyrediyor diyen Er, bu nedenle tüketiciler olarak kendi sorunlarına sahip çıktıklarını kaydetti. Er, Haksız ve hukuksuz olarak alınan yıllık kart ücretlerini ve yıllık banka işlemlerini protesto ediyoruz. Yasadan yana değil, bankalardan yani paranın padişahlığından yana tavır alan BDDKya, tüketicilerin sorunlarına sahip çıkmayan siyasi partilere bir kez daha hatırlatmak için 21-22 Haziran tarihleri arasında kredi kartı kullanmayacağız diye konuştu.

Esra Ceyhan’a Hayranım :)

YouTube’da Esra Ceyhan olarak aradığımızda “harika bacaklar” olarak bir sürü video görüyoruz. Ben oldum olası kılım bu kadına. Yani nasıl oluyor da, “harika göğüsleri var” ve “taş gibi” şeklinde bir sürü hayran sapık kitlesi tarafından takip ediliyor anlamıyorum. Geçtiğimiz aylarda yine YouTube’dan izlediğim bir programında hayatın gerçeklerini öğrenmiştim. Bugün de sizlere bu video sayesinde hayatın anlamını anlatacaktım ama o video’yu bulamadım. Herhalde sildiler. Çünkü içerisinde çok önemli bilgiler vardı. Bunların içerisinde en güzel açıklama:

“-Alkollüyken msn kullanmayın!”

Evet evli bir adam eşini msn’den aldatıyordu ve yakalandığında apar topar Esra Ceyhan’ın programına çıkartıldı (en berbat ceza olsa gerek). Adamın açıklamalarındaki komiklikleri sizlerle paylaşacağım günü bekliyorum. Umarım o video’yu tekrar bulurum. Soyunmasını isteyen bayanları kıramadığı için soyunan ve alkollü olduğu için pişman olan adam ulusa seslendi ve “-Alkollüyken msn kullanmayın” diyerek internet hayatımızın felsefesini iki dakikada döktü ortaya. Eşi doğuramayan adama Esra Ceyhan neden doktora götürmediniz, artık bu problemin çaresi var dediğinde ise, adamın bütün doktorların erkek olduğunu söylemesi ise olayı daha trajikomik kılmıştı. Esra Ceyhan’ın ise o sırada bakışları harikaydı. Kendi programında cinsellik ile ilgili konu açıldığında “-tu kaka!”layan bu ahlak sorumlusu insanın programını hiç kaçırmak istemiyorum. Her bölümü ayrı bir komedi. Telefonla programa katılanların ne söyleyeceklerini önceden tahmin edebilme özelliğine sahip bu süper program sunucusu varlık, katılımcıları önceden uyarmasıyla da çok dikkatimi çekiyor. Ve çıldırdığı anlar ise sadece izlemenizde anlayabileceğiniz şeyler.

Not: Altı çizili mavi yazılarda YouTube linkleri vardır. Konu ile ilgili video’ları mutlaka izleyiniz.

Yerli malı robotlar

robot

Amatör olarak robot teknolojileriyle ilgilenen yada bu konuya merak salanlar için Türk işi robotlar. Sitede Robot yapım şemalarına, Robot yarışmalarına ulaşabilirsiniz. Diğer robot siteleri ise robot okulu, Robogazi, ODTÜ robot topluluğu.

Ayva İni Mağarası Fotoğraf Çekim Gezisi (BURSA)

24 Haziran 2007 Ayva İni Mağarası Fotoğraf Çekim Gezisi (BURSA)

Ayrıntılar için (more…)

Sagopa Kajmer / Kolera / İkimizi Anlatan Birşey

78 yılında Samsun”da doğan ve son albümünde kat ettiği yolun evinden 750 kilometre uzakta olduğunu söyleyen Yunus Özyavuz”dur Sagopa Kajmer mahlasıyla taptığımız insanoğlu. Bundan 10 sene önce İstanbul Üniversitesi Fars Dili ve Edebiyatı bölümünü kazanarak İstanbul”a gelen azimli bir gencin öyküsü bu. İstanbul”a geldikten bir sene sonra kendi müzik stüdyosu KUVVETMİRA”yı kurarak, müzik çalışmalarına başlayan bir deha yazılıyor bu satırlarda. Ve yine bir sene sonra çeşitli sanatçıların da yer aldığı ilk Türk Rap toplama albümü “Yeraltı Operasyonu” albümünde ilk projesi olan Silahsız Kuvvet ismiyle yer alıyor ve en fazla dikkati çeken kişi olarak gönlümüzdeki tahtını oluşturuyor. Tarihler 2001”i gösterdiğinde Silahsız Kuvvet mahlasıyla “Sözlerim Silahım” albümünü çıkartıyor ve hiç ara vermeden 2002 senesinde de ikinci albümü “İhtiyar Heyeti”ne imzasını atıyor. Ve o sene Sagopa Kajmer doğuyor. Yeni mahlasını bulan ve tarzını değiştiren Yunus Özyavuz, Sagopa Kajmer”in birinci, kendisinin 3. albümü olan “Sagopa Kajmer” albümünü piyasaya çıkartıyor.

Yine aynı sene içerisinde daha öncesinde Dr.Fuchs ile beraber Nefret grubundan tanıdığımız Ceza”nın ilk solo albümü olan “Med Cezir”in prodüktörlüğünü yapıyor. Ve albümdeki bütün şarkıların alt yapılarına imzasını atıyor. 2004 yılında ise yeni albümü “Bir Pesimistin Gözyaşları” ile yeni tarzıyla karşımızda oluyor. Bu albümün ise hiç unutulmayacak bir özelliği vardı ve 2 cd olarak çıkmıştı. Toplam 150 dakikalık koleksiyon albümü harikaydı. Bugün bile unutulmamış, Sagopa denilince akla ilk gelen şarkıların olduğu sağlam bir albümdü. 2004 senesinde ise Fuchs”un “Huzur N Darem” albümünün prodüktörlüğünü yaptı. Cem Yılmaz”ın G.O.R.A isimli ilk sinema filminin müziklerini yaptı. Ve soundtrack albümünde 2 şarkıda sesini duyurarak kitlesini daha da genişletti. “Al 1 de Buradan Yak” isimli parçaya video klip çekerek ulusal müzik kanallarında boy göstermeye başladı. Türkiye”de turntablizm akımının öncüsü olan Dj MicCheck ise Yunus Özyavuz”un başka bir mahlasıdır. Power Fm gibi ünlü radyolarda çalışmaları sıklıkla çalınmaktadır. Türkiye”deki en büyük festival bilincini oluşturan h2000 etkinliğinde ise Dj”lik yaptı. Yurt dışında bile birçok yerde plaklarının sesini duyurdu. Vatani görevini yapmak için müziğe ara verdiği zaman ve askerden gönderdiği bir mektupla döndüğünde yeni bir albüm çıkartacağının müjdesi vermişti. Beklediğimize değen bir albüm olan Romantizma albümüyle geri dönen Sagopa yine 2cd”lik albüm piyasaya çıkartacaktı ama anlaştığı müzik firmasının bunu yapmadığını belirterek resmi internet sitesinde 2.cd”de olan ve albümde olmayan şarkıları yayınladı. Ve Fuchs ile muhteşem düetleri “Nedense” isminde melankolik tarzının tavan yaptığı bir eserle tanışmış olduk. Şu an Türkçe Rap”in en iyi dişi sesi Kolera (Esen Özyavuz) ile evli olan Sagopa, Kolera”nın ilk şarkısı “İnkar Boşuna”nın kaydını Kuvvetmira stüdyosunda yapmıştı. Silahsız Kuvvet ile “Neden Ağlıyorum” ve “Dünden Kalma Hayaller” parçalarını da yaptıktan sonra okul hayatı yüzünden 2 sene kadar ara verdi müziğe. 2001 yılında ise ilk Underground Ep’sini internet yoluyla dinleyicisine sunan Kolera 2004 yılında Sagopa Kajmer”in Bir Pesimistin Gözyaşları adlı albümünde “Kalp Atışlarım 78 BPM” adlı parçada eşlik etti. Aynı sene Sagopa Kajmer düetleri “Günlerim Ağlak” ve “Aklımın Odaları” adlı 2 parçayı internet yoluyla yayınladı. 2005 yılı başında Sagopa Kajmer Pesimist EP 3”te “Süper Sperm” adlı parçaya eşlik etti. Sagopa Kajmer”in Romantizma albümünde, “Sago Vs Kolera” adlı parçaya eşlik etti. 24.09.2005”te prodüktörlüğünü Sagopa Kajmer”in yaptığı ilk solo albümü Karantina Embryo”yu dinleyenleriyle buluşturdu. Yine 2005 yılında Kuvvetmira Disstortion EP’de 2 düet parça ile hazır bulundu. Aynı sene, kendi albümlerini çıkarmak ve yeni yeteneklere daha geniş imkanlar sunarak kapılar açmak üzere Sagopa Kajmer ile 11.08.2005′te kendi plak şirketleri Melankolia Records”u resmen kurdular. Ve yeni şirketlerinden çıkan ilk albüm Kafile oldu.

Ve geçtiğimiz ay yeni bir albümle yanımızda oldular. İki paragrafta tanıttığım değerli insanları artık bir albümde beraber görmek bizleri çok mutlu etti. Ve şu anda 20 saatlik bilgisayar başında oturma rekorları kırdığım günlerde hiç sıkılmadan, aralıksız dinlediğim bir eser sundular; İkimizi Anlatan Bir şey

Sagopa ve Kolera”nın kaleminden çıkan her zaman beni benden alan güzel sözleri ve ikisinin yepyeni tarzıyla sizi mutlu edecek bu güzel albümü mutlaka almanızı tavsiye ediyorum.

2007 seçimleri milletvekili kesin aday listeleri

22 temmuz 2007 seçimleri milletvekili kesin aday listesi YSK (yüksek seçim kurulu) tarafından açıklanmış. İl il hazırlanan listeler word (.doc) formatında. Kendi bölgenizin milletvekili adaylarına - sizin vekaletinizi talep edenlere- bir gözatın derim. Milletvekili adaylarımıza ve milletimize hayırlı olsun.

Asker Bilal Erdoğan

İlk önce bu renkli kişiliği azıcık tanınmayan yönleriyle tanıtayım. Çürük raporu olduğu bilinen fakat hastalığı konusunda babasından bir açıklama yapılmayan kişi. Araştırılırsa hastalığının prostat kanseri ve raporun alındığı yerin de Kasımpaşa olduğu ortaya çıkıyor… Her ne hikmetse…?

Sessiz kalmayalım;

www.bilalerdoganaskere.com

Kısa domain bulmanın en kısa yolu

5 harfli domain sorgulama

Kayıtlı domainlerin 100 milyonu geçtiği söyleniyor. Yeni bir domain kaydı yapmak için çok az alternatifimizin kaldığı bir gerçek. Domain’in kısası makbuldür derler. Bir bakıma doğru. Domain’in akılda kalıcılığı, yazılabilirliği önemli. Bunun için kısa ve anlamlı domainler bulabileceğiniz çok iyi bir servis var. Bu serviste 5 karakterden oluşan domainleri sorgulabiliyorsunuz. Bu sorgu esnasında 5 harfin başında, sonunda ya da içinde geçmesini istediğiniz harf kümesini seçebiliyorsunuz. Gayet güzel ve kullanılabilir domainler üreten servis domain arayışında olanlara iyi bir çözüm.

2008 ÖSS hüsran olmasın!

Üniversiteye hazırlanan birçok öğrenciyi garip bir heyacan sardı. 2008 yılı öss’ye daha az kişinin sınava girmesi herkesi umutlandırıyor. Bu umut neden kaynaklanıyor önce ona bakalım. 2004 yılında liseler için eğitim öğretim süresi 3 yıldan 4 yıla çıkmıştı. Bu durum 2008 yılı için mezun olacakların sayısında bir azalmaya sebep olmuştu. Bu durum öss sınavına girecek olan adayları umutlandırdı. Daha az rakiple kolay bir şekilde üniversiteyi kazanma hayalleri başladı.

Fakat işin aslı öyle değil. 2008 yılında öss sınavı diğerlerinden farklı olmayacak. Her öss sınavında o kadar çok kişi açıkta kalıyor ki 2008 yılında öss sınavına giremeyecek olanlar bu açığı kapatacak. Diğer bir taraftan böylesine umutlu bir öss sınavına yıllar önce mezun olanlar, ikinci bir üniversite okumak isteyenler ve 2007′de kazanamayanlar da katılacak. Sonuçta çok büyük bir fark olmayacak. Lakin hemen hemen her yıl değişen öss’nin sınav şekli eski öğrenciler için yabancı kalabilir ve bu sebeple 2007 yılında sınava giren yeni sistem tecrübeli öğrenciler 2008 öss’de avantajlı olabilir.


Page 35 of 38« First...«3334353637»...Last »